Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu

Merzifon'da bir köyde başlayan yol.

Bir çocuk cerrahının hikâyesi: Hacettepe'den Akdeniz'e, ameliyathaneden bu ekrana. Kare bu sayfa boyunca yavaş yavaş renklenir — köy bir amfiye, amfi bir ameliyathaneye, ameliyathane bir anabilim dalına.

§1

Merzifon: Yolun Başı

GRS-20
Arşiv — Merzifon / çocukluk-köy (4:3, siyah-beyaz). Belgenin en soluk karesi: renk gradyanı buradan başlar.

Hikâye bir köyde başlıyor, Merzifon'da. Siyah-beyaz bir karede bir çocuk düşünün; önünde, o yıllarda Anadolu'nun her köyü için yeni sayılan bir yol var: okul. Cumhuriyet, Merzifon'da bir köyde doğan bir çocuğun büyüyüp doktor olabilmesini sağladı. O çocuk yolu sonuna kadar yürüdü. Bu sayfa boyunca kare yavaş yavaş renklenecek: köy bir amfiye, amfi bir ameliyathaneye, ameliyathane bir anabilim dalına, anabilim dalı elinizdeki bu ekrana bağlanacak.

Merzifon'dan Ankara'ya giden yol tek kişilik değildi; Cumhuriyet'in ilk kuşaklarından beri işleyen bir yoldu: köy, okul, sınav, fakülte. Bu sayfadaki hikâye o yolun bir tanığıdır ve sonunda, aynı yolu başka çocuklar için genişleten bir hekimin hikâyesine dönüşür.

§2

Hacettepe: Yöntem

GRS-21
Arşiv — Hacettepe / eğitim yılları (4:3). Hafif renkli: gradyanın ikinci basamağı.

Ankara, Hacettepe: Türkiye'de çocuk cerrahisinin uzmanlık olarak kurumsallaştığı okulların başında gelen çatı. Melikoğlu hekimliği de cerrahlığı da burada öğrendi; kanıta dayalı tıbbın, titiz klinik disiplinin içinde yetişti. Hacettepe ona bir meslek verdi; asıl verdiği ise bir yöntemdi: gözlemi kayda, kaydı bilgiye çevirmek. Bu alışkanlık, hikâyenin geri kalanının anahtarıdır.

Yöntem, bir cerrah için soğuk bir kelime sayılmaz. Ameliyat masasında yöntem demek, telaşın yerini sıranın alması demektir: önce bak, sonra anla, sonra dokun. Melikoğlu bu sırayı Ankara'dan aldı ve bir daha bırakmadı; ilerideki her bölümde, hangi şehirde ve hangi görevde olursa olsun, aynı sıra işleyecek.

§3

1990, Antalya: Kuruluş

GRS-22
Arşiv — 1990 Antalya / anabilim dalının kuruluşu (4:3). Dönem dokusu taşısın (90'lar).

1990'dan önce Batı Akdeniz'de bağımsız bir çocuk cerrahisi anabilim dalı yoktu; karmaşık vakalar Ankara'ya, İstanbul'a sevk edilirdi. Yol demekti bu, zaman demekti; zaman ise risk. Melikoğlu, Hacettepe'den aldığı formasyonu güneye taşıdı ve 1990'da Akdeniz Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı'nı kurdu. Kurmak burada mecaz değil: ameliyathane donanımından asistanlık programına, müfredattan sevk zincirine kadar her katmanı planladı. İki yıl sonra doçentti; ardından Türkiye'nin üçüncü çocuk cerrahisi profesörü oldu.

Üçüncülük bir sıra numarası değil, bir tarih bilgisidir: alan bu ülkede henüz kurulurken o, kuranlardandı. Kurduğu bölüm kısa sürede Antalya'yı aştı; Burdur'dan, Isparta'dan, Muğla'dan aileler çocuklarını artık büyük şehir yoluna değil, kendi bölgelerinin merkezine getirdi. Bir zamanlar sevk edilen vakalar otuz yıl boyunca burada çözüldü. Bugün o anabilim dalı, onun attığı temeller üzerinde çalışmayı sürdürüyor; yetiştirdiği kuşaklar aynı koridorlarda hasta bakıyor.

§4

Külliyat ve Kürsü: Yüz Kırk Üç Soru

GRS-23
Külliyat — yayınlar/belgeler (yatay 16:9). Basılı makaleler, tezler ya da kürsü/dekanlık dönemi belgesi; okunur, dağınık değil.

Ameliyathane cerraha tek tek vakalar verir; bilim adamı o vakalardan desen çıkarır. Yüz kırk üç bilimsel yayın böyle okunmalı: kırk beş yılın ameliyat masasından süzülmüş sorular, kayda geçmiş cevaplar. Çalışmalarına uluslararası indekslerde üç yüzü aşkın atıf yapıldı; bilimsel projeler yürüttü, uzmanlık ve doktora tezlerine danışmanlık etti. Elli yaşında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin dekanlığını üstlendi ve o masaya ameliyathanenin öğrettiklerini taşıdı: hazırlığı, ekibi, soğukkanlılığı, sonucun sorumluluğunu.

Bu bölümün gövdesi hazırlanıyor. 143 yayının konu-haritası, tıp dünyasına kritik katkılar, bugün hâlâ atıf alan çalışmalar ve alıntılanma bağlamları, proje/tez başlıkları — araştırma paketi gelmeden yazılmaz. Bölüm, paket gelince tamamlanacaktır.

§5

İki Pano: Koruyucu Hekim

GRS-24
İki pano — koridordaki koleksiyon (yatay 3:2). Cisimler okunur olmalı (pano sessiz cümlesini kuruyor). Tek geniş kare; iki ayrı kare tercih edilirse ikinci kod gerekir.

Koleksiyonun envanteri bir ev-kazası atlasıdır: düğme piller, mıknatıslar, yorgan iğneleri, madeni paralar, oyuncak parçaları; fıstık, ceviz, ay çekirdeği. Kırk iki yıl boyunca çocukların bedeninden çıkardığı her cismi sakladı ve hastane koridorunda iki panoya dizdi. Hedefi tıp öğrencileri değildi; bekleyen ailelerdi. Her pano sessiz bir cümle kurar: bu cisimler çocuklardan çıkarıldı, sizinki bir sonraki olmasın. Tedavi eden el, önlemeyi de görev bildi.

Sergiyi bir dersliğe değil koridora asması bilinçli bir seçimdi. Ebeveyn, çocuğunun muayenesini beklerken o panolarla göz göze gelir; ev denen yerin küçük bir gövde için nelerle dolu olduğunu, hiçbir broşürün anlatamayacağı bir açıklıkla görür. Bir bekleme koridoru böylece sessiz bir okula dönüştü. En hassas pencereyi de tanımladı: altı ay ile yedi yaş arası, çocuğun dünyayı ağzıyla keşfettiği çağ; listenin başında, oyuncakların içinden çıkan küçük yuvarlak piller.

Pandemi yılları bu dersin ne kadar yerinde olduğunu gösterdi. Evde geçen süre uzadıkça kuruyemiş kaçakları ve temizlik malzemesi kazaları arttı; Melikoğlu o dönemde yaklaşık elli beş hava yolu tıkanıklığı ameliyatı yaptı. Koridordaki panolar aynı yerde durdu: sabırlı, sessiz, haklı.

§6

11 Nisan 2022: Tören

GRS-25
Veda töreni — 11 Nisan 2022 (yatay 3:2). Renkli; tören anı, kalabalık değil — yüzler okunur.

11 Nisan 2022'de Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu doluydu: rektör, dekanlar, Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği'nin başkanı ve kuşaklar boyu yetiştirdiği öğrenciler. Kürsüde teknik başarılarından söz etmedi. Şunu söyledi: "Sizler olmasaydınız ben olmazdım; ailem bana görevimi yapmayı öğretti."

Salondaki kalabalığın kendisi bir belgeydi: bir kurum, kendi tarihinin kurucularından birini uğurluyordu. Ama uğurlama kelimesi eksik kalır; çünkü o gün biten şey bir kadro kaydıydı, bir meslek değil.

§7

İşleyen Demir: Bugün

GRS-26
Bugün — portre/aksiyon (dikey 4:5). Muayenehanede, işinin başında. Belgenin en renkli karesi: gradyan burada kapanır.

Emeklilik, bu hikâyede olsa olsa bir noktalı virgül. Melikoğlu bugün Antalya'daki muayenehanesinde çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisi hastalarını kabul etmeyi sürdürüyor. Bilim adamlığı onda bir unvan değil, alışkanlıktı: bakmak, kaydetmek, aktarmak. Aynı alışkanlık şimdi yeni bir malzemeyle çalışıyor; aklı, kendi ifadesiyle, artık muayeneden çok teknolojinin sağlıkta kullanımında.

Merzifon'daki siyah-beyaz kare burada renkleniyor. Bir köyde başlayan yol bir ekranda sürüyor: içinde gezindiğiniz bu site, odaları ve müzesiyle, o merakın eseri. İşleyen demir pas tutmaz; bu demir şimdi başka bir tezgâhta işliyor.